İçindekiler
Önsöz 1
Giriş 3
Tarihsel arka plan 7
Çarlık Dönemi Dil Siyaseti 9
Sovyetler Birliği’nde Dil Siyaseti 11
Rusçalaştırma 16
Dil İhyası 27
Kırgızistan’da Uygulanan Dil İhyası Programı 33
Rusçaya Resmî Dil Statüsü 37
Ulusal Dil Komisyonu 40
2000-2010 Programı 44
2004 Dil Yasası 47
Yöneticiler ve Devlet Dili 50
Devlet Çalışanları ve Devlet Dili 52
2014-2020 Programı 56
Kırgıztest 58
Kaçınılmaz Bir Siyaset Olarak İki Dillilik 60
İki Dillilik 61
Dil Terki 65
Kırgızistan’ın İki Dillilik Siyaseti 67
Kırgızistan’da Çok Dillilik ve Çok Kültürlülük Siyaseti 70
Eğitim ve Dil 74
Sovyetler Birliği Döneminde Kırgızca ve Eğitim 76
Kırgızistan’da Eğitim ve Dil İhyası 83
Nüfus ve Dil İhyası 94
Kırgızistan’ın Değişen Nüfus Yapısı 96
Dil ve Bürokrasi 107
Kırgızca ve İş Kagaz 108
Medya ve Dil 115
Kırgızistan’da Matbuat 116
Kırgızistan’da Radyo ve Televizon 122
İnternet 125
Reklamların Dili 127
Terimler ve Kelimeler 130
Kırgızistan’da Kelime Hijyeni 132
Terim Meselesi 134
İmla Meselesi 139
Alfabe Meselesi 143
Sonuç 145
Kaynaklar 149
Önsöz
Bu çalışma Kırgızistan’da bağımsızlık sonrası ortaya çıkan karmaşık dil durumunu ve Kırgızcanın ihyası konusunda alınan tedbirleri ve uygulamaları anlatmaktadır. “Dil ihyası” ifadesiyle, bir dilin temel iletişim aracı olarak özel ve kamusal hayatın bütün alanlarında kullanılmasını sağlayacak “canlandırma” faaliyetleri kastedilmektedir.
Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra ortaya çıkan yeni bağımsız ülkelerdeki dil sorunlarına benzer sorunlar Kırgızistan’da da yaşanmaya başlanmıştır. Bu sorunların başında Birlik’teki halk- ların dillerinin Rusça karşısında gerilemesi ve bazılarının yok olma raddesine gelmesi yer almaktadır. O yüzden Rusya dışında, bağımsızlığına kavuşan bütün ülkelerde benzer bir süreç, mâdun dillerin ihyası süreci bir devlet politikası olarak uygulamaya konmuştur. Dil ihya çalışmaları hem zaman alıcı, hem de yönetimler için oldukça mâliyetli bir uğraştır. Fakat dillerinin yok olmasına razı olmayan yönetimler bu maliyeti göze alabilirler.
Kırgızistan eski SSCB üyesi olarak uzun yıllar, Birlik’in baskın üyesi olan Rusya’nın etkisi altında kalmış, buna paralel olarak da ülkede Rusça uzun yıllar kamusal hayatın (eğitim, siyaset, yönetim, bilim ve sanatın, vs.) dili olmuştur. 1991 yılında bağımsızlığını elde eden Kırgızistan’ın yöneticileri ve aydınları Rusça karşısında oldukça gerileyen dillerini tekrar canlandırmak için çeşitli tedbirler almış ve bunu uygulamaya koymuşlardır.
Kırgızistan bağımsızlıktan sonraki yeniden yapılanma yıllarında ulus-devlet modelini seçmiş, böylece ilk on yılda tek dillilik politikası takip etmiştir. Fakat aslında Kırgızistan, tarihsel şartlar sonucu çok etnili ve dolayısıyla çok dilli bir ülke durumundadır. Bu yüzden ilerleyen yıllarda dil siyasetini değiştirmek zorunda kalmış ve çok dillilik ve kültürlülük siyasetini uygulamaya başlamıştır.
Çalışmamız 2012 yılı sonlarında yaptığımız iki aylık bilimsel gezi sonucu ortaya çıkmıştır. Bu süre zarfında konuyla ilgili malzemeler toplanmış ve Manas Türk-Kırgız Üniversitesinde Kırgızca kursuna devam edilmiştir. Üniversitedeki Kırgızca kursunun, başkent Bişkek’te ender bulunan bir kurs olduğunu belirtmek isteriz. Kırgızca Sovyetler zamanında ne öğrenilen, ne de öğretilen bir dildi, bu yüzden Sovyet sonrası yıllarda onu öğrenme imkanları da kısıtlıydı. Manas-Türk Üniversitesi’nde ise günümüzde modern anlamda Kırgızca öğretimi yapılmaktadır. Türkiye’den giden öğrenciler mezun olmak için Kırgızca seviye sınavını geçmek zorundadırlar. Bazı öğrenciler Rusça öğrenmeye zaman bulamadıkları için ülkede sadece Kırgızca konuşarak iletişim sağlayabiliyorlar. Bu da Kırgızcaya yönelik tutumlarda olumlu yönde gelişmelere sebep olmakta, Kırgızcanın canlanmasına katkıda bulunmaktadır.
Burada bana bu bilimsel gezi imkânını veren çalıştığım kurum Ulusal Chengchi Üniversitesi Yabancı Diller Fakültesi Dekanlığı’na, o yıllarda bölüm başkanımız olan Nai-ming Yu’e (于乃明), bölüm başkanımız Nur Hanım’a (曾蘭雅), daima desteklerini gördüğüm sevgili iş arkadaşlarıma, Kırgızistan’da Manas Türk-Kırgız Üniversitesinde Kırgızca öğrenmemi sağlayan Ali Daşman’a, Kırgızca hocam Turdubek Mamırbayev’e, Kırgızistan’da bana daima yardımcı olan Leyla ve Elnur Kıpçakova’ya teşekkürü bir borç bilirim. Onlar ve diğer sayamadığım dostların yardımı olmasaydı bu çalışma ortaya çıkamazdı.
Giriş
20. yy’da İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra dünyayı en fazla sarsan siyasî olay Sovyetler Birliği’nin dağılmasıydı denebilir. Bu devasa birliğin beklenmedik bir anda dağılmasının ardından Rusya Federasyonu’yla birlikte 14 yeni cumhuriyet ortaya çıkmıştır. Bu cumhuriyetlerden 5’i Türk soylu cumhuriyetlerdir.
Birliğin dağılması, başta siyasî ve ekonomik olmak üzere pek çok sorunu da beraberinde getirmiştir. Bu çalışmada inceleyeceğimiz sorunsal ise dağılmadan sonra Kırgızistan’da ortaya çıkan dil meselesidir.
Dil, milli kültürün ve milli benliğin en somut, en canlı ve en kırılgan unsurudur. Zira dil, konuşucu kitlesiyle var olur ve insan dil ile var olur. Konuşucu kitlesi ortadan kalktığında veya başka bir dili iletişim aracı olarak kullanmaya başladığında “dil ölümü” denen olgu gerçekleşir. Bu yüzden dilin varlığı insanın varlığıyla kaimdir. Dil aynı zamanda kültürün ve tarihin en somut taşıyıcısıdır. Tabii bu taşıyıcılığı da ancak yazı haline gelmesiyle yerine getirebilir. Siyasetin dil üzerindeki tasarrufları da çoğunlukla yazı dili sebebiyledir. Kırgızistan’daki ihya çalışmaları da Kırgızcanın yazılı ortamadaki ihyasıyla ilgilidir.
Diğer cumhuriyetlerde olduğu gibi Kırgızistan’daki dil sorununu da çetrefilli kılan etkenlerin başında Rusçanın varlığı ve Kırgızcanın onun karşısında gerilemiş olması gelmektedir. Sorunu karmaşıklaştıran diğer bir etken de Sovyetler Birliği zamanında uygulanan siyasetlerin neticesinde ülkenin çok halklı ve dolayısıyla çok dilli bir duruma gelmiş olmasıdır.
Bağımsızlıktan önce Kırgızca sadece özel alanda kullanılan ve kamusal alanda bulunmayan, hatta kullanılmasından çekinilen ve utanılan bir dil olagelmiştir.[1] Siyasetin, yargının, eğitimin, bilim ve kültürün dili sadece Rusçaydı. Eğitimde -bazı kırsal kesimler dışında- ne öğrenilen ne de öğretilen bir ders konusuydu. Bağımsızlıktan sonra Kırgızcaya siyasî otoritelerin ve yetkililerin gösterdikleri önem, yaklaşık yetmiş yıl süren bu gönülsüz ihmale verilen tepkiyi de içermektedir. Bu yüzden yapılan düzenlemeler Kırgızcanın yapısından çok statüsüyle ilgilidir.
Kırgızistan, Orta Asya’daki dört Türk soylu cumhuriyetten biridir. 18. yüzyıl başlarında Hokand Hanlığı’na bağlıydı. 1876’da Rus İmparatorluğu’nun idaresine girdi (Kara, 2007: 330). Sovyetler zamanında birkaç kez statüsü değişikliğe uğradı. 1921’yılında kurulan Türkistan Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti içinde yer aldı. 1924’te statüsü Kırgız Özerk SSC’i olarak değiştirildi. 1936’da ise SSCB’nin bir üyesi olarak Kırgızistan SSC’i oldu (Grenoble, 2003: 137). 31 Ağustos 1991’de SSCB’nden ayrıldı ve bağımsızlığını ilan etti. Hazırlıksız gelen bu bağımsızlık kararı başta ekonomik ve etnik olmak üzere bir dizi sorunu da beraberinde getirdi. Yeni yönetimin halletmesi gereken sorunlardan biri de dil meselesiydi.
Yeniden yapılanan bütün toplumlarda dil önemli bir sorun haline gelir. Yeni toplumsal doku ve yeni yönetimin ideolojisine uygun olarak dil durumuyla ilgili de düzenlemelere gidilebilir. Bir ülkede dil durumunun değişimini tektikleyen ve gerçekleşmesini sağlayan dört önemli etken vardır:
1) Dil durumu: Dilin statüsü veya bünyesiyle ilgili herhangi bir değişikliğe ihtiyaç olup olmadığı,
2) Siyasî durum: Dil değişikliğinin gerekliliğine kanaat getiren ve bu değişikliğin yapılmasını sağlayan, sürdüren ve denetleyen otoriteler,
3) Dil değişikliğinin gerekliliğini vaaz eden aydın kitlesi: Bu aydınlar iktidar sahiplerini de bu konuda ikna edebilir,
4) Ekonomik olarak ülkenin böyle bir maliyetin altına girebilmesi.
Yapılacak değişiklik ve düzenlemeleri de dilsel ve siyasal olmak üzere ikiye ayırabiliriz:
1) Dil içi değişiklik: Ülkede bellibaşlı iletişim ortamlarında kullanılan dil veya dillerin günün şartlarına uygun iletişim imkânlarını sağlayıp sağlamadığı, herhangi bir dilsel düzenleme veya değişikliğin yapılması gerekip gerekmediği: Örneğin yazım kurallarının, terim ve kelime hazinesinin güncellenmesi, yazı sisteminin değiştirilmesi gibi.
2) Dil dışı değişiklik: Ülkedeki etnik yapıya göre mevcut diller ve bu dillerin ülkenin iletişim ortamlarındaki durumu: Örneğin belli dil veya dillerin statülerinin ve kullanımlarının güncellenmesi, bazı dillerin siyaseten teşvik edilmesi gibi.
Kırgızistan’da bağımsızlıktan sonra ortaya çıkan dil durumu ve bu duruma yönelik değişiklik ve düzelmeler, yukarıda bahsettiğimiz bütün koşulları içermektedir. Fakat yapılan düzenlemelerin çoğunluğu dil dışı değişiklikler kapsamına girmektedir. Bunların başında da Kırgızcanın “devlet dili” statüsüne yükseltilmesi gelmektedir. Bu düzenleme ve değişikliklerin, Kırgızistan’ın yakın tarihinde ortaya çıkan dil durumuna bir tepki olarak ve o durumu tersine çevimeyi amaçlayarak yapıldığından kısaca tarihsel arka plana değinmek yerinde olacaktır bütün koşulları içermektedir. Fakat yapılan düzenlemelerin çoğunluğu dil dışı değişiklikler kapsamına girmektedir. Bu düzenlemeler ve değişiklikler Kırgızistan’ın yakın tarihinde ortaya çıkan dil durumuna bir tepki olarak ve o durumu tersine çevimeyi amaçlayarak ortaya çıktığından kısaca tarihsel arka plana değinmek yerinde olacaktır.
[1] Bu konuda B. Korth’un çalışmasında yeterli sayıda örnek mevcuttur (2005).